Kaypakkaya: Silahlı mücadele meşrudur
Silahlı mücadele meşrudur

İSTANBUL- İbrahim Kaypakkaya, kendisini yargılamak isteyen egemenleri yargıladı: “Asla pişman olmadım. Ben, bu mücadele uğrunda her türlü neticeyi göze alarak ve can bedeli bir mücadeleyi ön görerek çalıştım. Ve neticede yakalandım.”

İbrahim Kaypakkaya, ilk günkü ifadesinden başlayarak, tüm tutsaklığı boyunca yargılayanları yargıladı. Kaypakkaya’nın ilk ifadesinden bazı bölümler şöyle;

“Ben, devrimciyim. Biz devrimci olarak siyasi konularda hiçbir şeyi prensip olarak gizlemeyiz. Ve fikirlerimizi açıkça söyleriz. Ancak örgütsel yönden faaliyetlerimizi ve örgüt içindeki bize inanan, arkadaşlarımızı ve örgüt içinde olmayıp bize yardımcı olan şahısları ve grupları açığa vurmaktan katiyen kaçınırız ve söylemeyiz.”

(…)

“Biz devrimciler, yoksul halkı büyük burjuvazi, işbirlikçi emperyalistler ve büyük toprak ağalarının sömürüsünden; işçi, yoksul köylü, orta köylü, küçük esnaf ve sanatkarları ve milli burjuvazinin devrimci kanadını, bu sömürü ve tahakkümden kurtarmak istiyoruz. Ben, bu sebeple buralara kadar geldim. Biz devrimciler, birinci derecede işçi sınıfına güveniriz. İkinci derecede yoksul köylülere ve sırasıyla orta köylü, esnaf ve sanatkarlara güveniriz. Ben, bu ideal ile bilhassa yoksul köylüleri bilinçlendirmek için buralara kadar geldim.”

(…)

“İki hafta kadar önce, jandarmalarla müsademeye (çatışmaya) tutuştuğumuz Gökçek köyünün Vartinik mezrasına geldik. Dört arkadaştık ve bu mezrada metruk bir eve yerleştik. Orada yiyeceklerimizi kimlerin getirdiğini bilmiyorum. Ve yanımdaki arkadaşları da tanımıyorum. Tanımış olsam dahi bunu yine de söylemem. Gayemiz; yoksul köylü, işçi, orta köylü, esnaf ve sanatkarları, halk düşmanları saydığımız toprak ağaları, büyük burjuvazi ve yabancılarla işbirliği yapmış emperyalistlerin elinden kurtarmaktır. Bunun için de mücadelenin yani bu üç kuvveti eritip bütün üretim araçlarını toplumun malı yapmaktır. Bu hedefe ulaşmak için çeşitli yollar vardır. Bu halkın tüm olarak bilinçlenmesi ve siyasi yolla işbaşına yani idare eden duruma gelmesi ile olabileceği gibi fikir yönünden bu hedefe ulaşmak mümkün, olmayınca zor kullanmak kaçınılmaz ve normaldir. Tarihte bunun çeşitli örnekleri vardır, 1789 Fransız ihtilali bir burjuva ihtilaldir, 1917 ihtilalinde ise hem burjuvazi hem de işçilerin ihtilali vardır. 1917′de burjuva yok edilmiş tamamen işçilerin eline geçmiştir. Bugünkü Türkiye’de bu felsefeye arzu edilen idareye meşru yollardan gelmemiz mümkün olmadığı ve bize hayat hakkı tanınmadığı için dağlara çıkmaya icbar edildik. Ve dolayısıyla silahlı mücadeleye itildik. Bu silahlı mücadeleye girişmiş olmamız sebebiyle artık yukarıda hedef aldığımız üç kuvvete karşı mücadele ve silahlı çatışmayı meşru kabul ediyoruz.”

(…)

“Vartinik mezrasında ben müsademe esnasında uykuda idim. Silah sesleri üzerine uyandım. Dört arkadaş kaçmaya başladık. Diğer arkadaşlarımın akıbeti hakkında malumatım yoktur. Ve bende silah da yoktur. Jandarmaya karşı bu sebeple ateş etmedim. Müsademe esnasında ensemden ve boynumdan yaralandım. Karlarda yatmam sebebiyle elim ve ayağım dondu, şişti. Ben, örgütteki arkadaşlarımı tanımıyorum, tanısam da söylemem. Yukarıda söylediğim gibi; gayemiz ve hedefimiz tüm üretim araçlarını toplumun malı yapmaktır.”

ibrahim kaypakkaya

Eylül 4, 2008

İbrahim Kaypakkaya İbrahim Kaypakkayaİbrahim Kaypakkaya

İbrahim Kaypakkaya – 1949

Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist (TKP-ML) ve Türkiye Isçi Köylü Ordusu (TIKKO)’nun kurucusu .

Ibrahim Kaypakkaya ibrahim kaypakkaya İBRAHİM KAYPAKKAYA İbrahim Kaypakkaya KAYPAKKAYA ibrahim kaypakkaya1949′da Çorum’da dogdu. Ilkokulu Karamahmut, Ortakisla ve Alacaköy’de okudu. 1961′de Hasanoglan Ögretmen Okulu’nun sinavini kazandi ve ögrenimini burada sürdürdü. Devrimci düsünceyle Hasanoglan Ögretmen Okulu’nda tanisti.

Bu okuldan mezun olduktan sonra Yüksek Ögretmen Okulu hazirlik sinifina bir yil devam etti ve Istanbul’da Çapa Ögretmen Okulu’na kaydoldu. Ayni zamanda Istanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü ögrencisiydi. Bu yillarda özellikle devrimci gençligin anti-emperyalist mücadelesine yakin ilgi duydu. Sosyalist düsünceyi benimseyen Kaypakkaya, okuldaki arkadaslariyla birlikte Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) Istanbul Sekreterligi ile iliski kurarak, kendi okullarinda da örgütlenme çalismalarina basladi. Bu yillarda TIP üyesi olan Kaypakkaya, siyasal düsüncelerinin yanisira sanata ve edebiyata olan egilimi her konudaki bilgisi, alçakgönüllü kisiligi ile dikkati çekti. Mart 1968′de Çapa yüksek Ögretmen Okulu’ndaki arkadaslariyla FKF’ye bagli Çapa Fikir Kulubü’nü kurdu.

Kuruculari arasinda Muzaffer Oruçoglu’nun da bulundugu örgüt okul yönetimi tarafindan tepkiyle karsilandi. Yüksek Ögretmen Okulu’ndaki devrimci ögrencilere karsi baski ve sindirme politikasi baslatildi. Fikir Kulubü’nün baskani olan Ibrahim Kaypakkaya, 6.Filo’ya karsi bildiri yayinladigi gerekçesiyle Kasim 1968′de okuldan atildi. Buna karsi Danistay’dan yürütmeyi durdurma karari almasina ragmen Kaypakkaya’nin Çapa Yüksek Ögretmen Okulu ile olan iliskisi kesildi. Bu dönemde 6.Filo’ya karsi eylemlere, ögrenci örgütlerinin düzenlemis oldugu gösterilere katilan Kaypakkaya, FKF ve TIP içinde basgösteren ayriliklarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüsünü benimsedi. Okuldan atildiktan sonra çesitli islerde çalisarak ve matematik dersi vererek yasamini sürdürdü. Yine bu yillarda özellikle Isçi-Köylü gazetesinin Istanbul’daki bürosunda çalisan Kaypakkaya, burada ve Aydinlik Sosyalist Dergi ve Türk Solu’nda çesitli yazilar yazdi.

1969′da Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun genel kurulundan sonra MDD görüsünü benimsemis olanlar arasinda basgösteren ayrilikta, Dogu Perinçek ve arkadaslarinin basini çektigi Proleter Devrimci Aydinlik (PDA) çevresiyle birlikte davrandi. 1969 ve 1970′te yogunlasan kitlesel eylemlerin büyük bir bölümünde yer aldi. Silivri Degirmenköy’deki toprak isgalini destekledigi için gözaltina alindi. O yillarda meydana gelen Demir Döküm, Petrix, Sungurlar, Gislaved gibi isçi eylemlerini de destekleyen Kaypakkaya, 1971′de Çorum ve yöresini gezerek izlenimlerini “Çorum Ilinde Siniflarin Tahlili” adi altinda kaleme aldi. Bundan sonra bir süre Malatya, Tunceli ve Gaziantep yörelerinde örgütsel etkinlikte bulundu.

Sikiyönetim ilaniyla birlikte aranmaya basladi. 1972′de o güne kadar birlikte oldugu PDA çevresiyle ideolojik anlasmazliga düstü. Ayni yil Türkiye Ihtilalci Isçi köylü Partisi (TIKP)’ nden koparak birlikte oldugu arkadaslariyla Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist (TKP-ML) adli örgütle ona bagli Türkiye Isçi Köylü Kurtulus Ordusu (TIKKO)’nu kurdu.

Özellikle Malatya, Elazig ve Tunceli civarinda örgütlenen TKP-ML’nin ayni zamanda ideolojik önderligini de yapan Ibrahim Kaypakkaya, 24 Ocak 1973′de Tunceli’de Vartinik-Mirik mezralarinda güvenlik güçleri tarafindan sarildi. Çikan çatismada arkadasi Ali Haydar Yildiz öldürüldü, kendisi yaralandi. Yarali olarak kaçan ve bes gün çesitli köylerde saklanan .

Kaypakkaya, 29 Ocak 1973′de kaldigi köyde bir ögretmenin ihbari üzerine ele geçirildi. Yarali olmasina ragmen yürütüldü. Buradan ayaklari donmus oldugu halde Diyarbakir’a getirildi ve hastaneye yatirildi. Ayaklarinin kesilmesine izin vermemesine karsin yemegine ilaç konularak donmus olan ayaklari kesildi. Iyilestikten sonra günlerce iskenceye maruz kalan Kaypakkaya, sorgusunda kendisini ve örgütünü baglayacak hiçbir ifade vermedi.

16 Mayis 1973′te götürüldügü sorgudan iki gün sonra Diyarbakir’a gelen babasina intihar ettigi söylendi ve parçalanmis cesedi teslim edildi. Ama gerçeği herkes biliyordu işkencecilerin vucudunu lime lime kesmelerine rağmen ’ser’ verip sır vermemiş yoldaşlarına ve halkına bağlığını hayatı pahasına savunmuştur